Düşünce Özgürlüğü İfade Özgürlüğüne Özdeş Değildir

Yayımlanma:

Son Güncelleme:

Eskiden beri düşünce özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün birbirinden farklı olduğunu düşünürüm. Ancak düşünce özgürlüğünün ifade özgürlüğüyle eş anlamlı kullanıldığına çokça tanık oldum. Nedeni de basitti; düşünce özgürlüğünü engellemeye çalışan hamleler, teknik olarak ifade özgürlüğünü engellemeye dönük hamlelerdir. Ne de olsa ifadeye dökülmemiş, iletişimde cisimleşmemiş bir düşünce dışarı aktarılmamış ve diğer kişilere ulaşmamış olduğu için toplumsal bir sonuç üretmez, politik bağlamda “tehlikeli” kabul edilmez ve önemsenmez. O nedenle de düşünce özgürlüğünü ifade özgürlüğünden ayrı düşünmenin pratikte bir fark yaratmayacağına inanılır.

Gelgelelim düşünce özgürlüğünü ifade özgürlüğüyle eş anlamlı kullanmamak için pratikte de farklılık yaratacak çeşitli örneklere sahibiz:

  1. Kişinin düşüncesi çeşitli ameliyatlarla, maddelerle, ilaçlarla ve nöroteknolojik araçlarla etki altına alınabilir. Kişinin bir şeye ikna edilmesi, bir şeyden vazgeçirilmesi, düşüncelerinin bir şeye yoğunlaştırılması veya düşüncelerinin bir şeyden kaçırılması mümkün olabilir. Söz konusu örneklerde ifade özgürlüğü değil, düşünce özgürlüğü örselenmiştir.
  2. Gelecekte beyin dalgalarını kaydetme ve bilişsel denetim teknolojileriyle düşüncelerin okunması mümkün olabilir. Kişiler düşüncelerini “düşünmemek” zorunda kalabilirler; zorbalıkla karşılaşmamak için olgunlaşmakta olan bazı düşünceleri bastırabilir veya bulanıklaştırabilirler. Bu örneklerde de hedefte olan düşüncedir, ifade değil; ilişkili bir konu olan “düşünce gizliliği” tartışması da apansız açılmış bulunur.

Düşünce kişinin içsel bir sürecidir; ifade ise ilgili yetinin iletişimidir. Salt analitik gerekçelerle değil, pratik gerekçelerle de düşünce özgürlüğünün ifade özgürlüğünden ayrı tanımlanması ve kapsamlarının ayrıştırılması gerektiğine inanıyorum.